BİR YUDUM İNSAN'ın yolculuğu, hala bir su istasyonu işleten ve sudan gelmiş hayatı,

suyla devam eden ünlü dolandırıcılar kralı Raki'yle başladı.

 

Büyük küçük herkesin adını ezbere bildiği futbolun ordinaryüsü Lefter, ikinci konuğumuzdu..

Ve ardından Kudret Şandra'nın ilginç hayat öyküsüyle tanıştık. Bir zamanların erkek dansözü, Yeşilçam ünlülerinin dans hocası Şandra, marjinal yaşamına bir sünger çekmiş, Hacı olmuş, kendini dine vermiş, şifa dağıtıyordu.

Bir yazı ve yaşam ustası olan Çetin Altan da, BİR YUDUM İNSAN objektifinden yansıyacaktı elbet. Politik yıllarını, Özal'la dostluğunu,  Türkiye'yi ve dünyayı kendine özgü üslubuyla anlattı büyük usta. coşkularını ve kederlerini de..

 

Sonraları kimler mi olmadı?

Bir zamanların ünlü seks yıldızı, masum güzelliğiyle hala hatırlanan

Arzu Okay da Bir Yudum İnsan'dı tabii ki.

Rıfat Ilgaz, Gökşin Sipahioğlu, Muhterem Nur, Cilalı İbo

Erkin Koray ve Cem Karaca, Ayhan Işık, Necdet Mahfi Ayralla sürdü.

Arman Manukyan'la Kemal Başlangıçla da....,

Suat Yalaz, Nail Çakırhan, Nesrin Topkapı

Zülfü Livaneli, Gülriz Sururi, Can Yücel..

Adile Abla, Kosta Kasapoğlu

 

Bir Yudum İnsan'ın Türkiye'nin gerek siyasal, gerekse sosyal hayatındaki değerlerini yarınlara kayıt etmesi, Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği'nin Tv Oscarı olarak değerlendirilen en iyi televizyon programı ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin en iyi belgesel ödülü ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığının en iyi televizyon programı ödülü ile pekiştirilmiştir...

Bir Yudum İnsan,  röportajlardan oluşan bir kitaptı önce. Çetin Altan, bu kitabın önsözünde şöyle diyordu:

“Elbette ki dünya sadece ne gündem kahramanlarınındır, ne de adları manşetlerle afiş ve kitapçı vitrinlerinde dolaşanların... Bu dünyanın kuytu labirentlerinde de milyonlar, hatta milyarlar, kendi öykülerini kendilerince dokuya dokuya geçip giderler. Nebil’in, objektifini onlara da yöneltmesi, ortaya koyduğu özel kimlikler albümünün en insancıl özelliğidir”.

Evet, şair Refik Durbaş da ‘Nebil Özgentürk”ün yine portrelerden oluşan Yıllar ve Yüzler kitabı için şöyle diyordu..

“Eşyayı anlatmak kolay ama ya bir insanın rengini çizmek, heyecanını,  hüznünü, yaşadıklarını, yaşamak istediklerini sözcüklere dökmek? Nebil Özgentürk, bunu yıllardır başarıyla yapıyor”

Özgentürk ve arkadaşları, her iki kitapta  anlatılanlardan yola çıkarak, küçük ekranın büyülü dünyasında, atv’de,  Türkiye’den insan Manzaraları oluşturmaya girişti yıllar yıllar önce. O eşsiz insan öyküleri...

Evet, eşsiz..

Çünkü her insanın öyküsü başlıbaşına bir romandır ve kimseninki ötekine benzemez. İşte o eşsiz insan öyküleri, bu kez televizyon denen sihir kutusu aracılığıyla tüm ülkeye yayıldı. Ve hikâyesi anlatılan kişiler, herkesin, hepimizin beynine, kalbine karışıp durdu.. Program beş yıl boyunca pekçok ödül de aldı, pek çok kesimden insanın övgüsünü de kazandı!

Peki, bu programın adı neden Bir Yudum İnsan’dı..

Çünkü, diyor Nebil Özgentürk, “55 dakikalık bölüme bir ömür sığmaz... Biz onların yaşamından birer yudum verebiliyoruz, böylece tadı damakta kalıyor”.

Program, Zülfü Livaneli’nin deyişiyle ‘bir kadir-kıymet bilme belgeseli’ne dönüşüyor. Ve Nebil Özgentürk, yine Livaneli’ye göre, ‘kültür  tarihimize kayıt düşen adam’ nitelemesini hak ediyor.

 

Bir Yudum İnsan