BİZ Kültür Yolcuları

Belgeselin ustaları “Biz Kültür Yolcuları” belgeselinde buluştu!

Belgeselin değerine inanan, belgesele gönül vermiş üç insan, üç arkadaş Nebil Özgentürk, Can Dündar, Coşkun Aral “Biz Kültür Yolcuları” belgeselinde buluştular.

Coşkun Aral, yıllarca dünyayı ekranlara getirdi. Dünyanın dört bir köşesine, kültürlerine dair taze bilgiler verdi, görüntüler paylaştı.

Can Dündar, siyasi-tarihi ağırlıklı muhteşem belgesellere imza attı. Estetik ve derinlikli yapıtları ekrandan ekrana koştu, çok izlendi, iz bıraktı.

Nebil Özgentürk, sinemanın, edebiyatın, tiyatronun, özetle, kültür-sanat aleminin kıyısında dolaşarak “deli öyküler”i, “gölgede kalmış hatıralar”ı anlattı.

Her biri, en iyi bildikleri-yapabildikleri hikayelere dalıp gitti. Ortak yanlarıysa belgesel tutkuları oldu. “Hepiniz birbirinize benzeyeceksiniz” diye tutturan eski “Biz”e inat, farklılıklarıyla bir araya geldiler. 3 belgeselci, Ağrı eteklerinden Makedonya boylarına, Cerattepe ormanından Adalar vapuruna, Mezopotamya yaylasından Abdallar coğrafyasına kadar gezecek. Türkiye’yi Türkiye yapan, kimisi tamamen, kimi kısmen soldurulan renklerin tozunu alıp, ışığını parlatacak.

Aral, Dündar ve Özgentürk belgeselde, Türkiye’nin dört bir yanını bir “kültür yolcusu” gibi dolaşıp, kayıp şarkılara, kaybolmaya yüz tutan kültürlere, farklı inanç ve kimliklere dokunacak. İnsanlığın, doğanın, tarihin ve bitişe ramak kalmış hazinelerin izini sürecek.

Bazen Sulukule'nin kaybolan seslerini dinleyecekler, bazen artık hoş bir sada kalan alaturkanın izini sürecekler. Büyük kentlerin, ki en başta İstanbul’un korunması gereken kültürel değerlerinin yanına yaklaşacaklar. Bu topraklarda konuşulan dillerin, yakılan ağıtların sesine kulak verecekler. Artvin’e de, Van’a, Ağrı’ya da gidecekler. Adalar’a yelken açacaklar, Balkanlar’a uzanacaklar.

 

Kadim medeniyetlerin buluştuğu Mardin’deki ezan ve çan sesini de, Diyarbakır’dan Hasankeyf’e giden yol ortasında kulaklarımıza çalınan Kürtçe sözlü edebiyatı da kaydedecekler. Hacıbektaş’ta bir cem törenine de, Anadolu’da dört bir yana dağılmış göçmen kuşların, “Evlad-ı Fatihan’ların çıkış noktası olan Balkanlar’daki bir zikir törenine de girecekler.

Ve her gidilen yola, her varılan yere ve her çalınan kapıya “dördüncü yol arkadaşı” davet edecekler. Ve o yol arkadaşları o kapıyı, yolu ve yeri bir “usta” kimliğiyle anlatacak.

 

Bazen gidilen yerin en anlamlı köşesinde, “doğal stüdyo” ortamında hüzünle coşkunun iç içe geçtiği bir söyleşi gerçekleşecek.